Posts Tagged ‘sigorta’

Sigorta Sektöründe Dijital Dönüşüm Nasıl Olmalı ? – Sigorta Sektöründe Dijital Dönüşüm Notları : 3

Haziran 18th, 2019

Dijital dönüşüme başlamak için bir çok yaklaşım var. En çok para harcadığınız yerden başlayabilirsiniz, en çok sorun çıkartan alandan başlayabilirsiniz ama en doğrusu müşteriyi en memnun edecek alandan başlamak olacaktır.

Her konuda olduğu üzere dijital dönüşüm için de bir strateji geliştirmek şart. Stratejinin kendi başına yeterli olmayacağı da aşikar. Dijital dönüşümün doğru teknoloji kullanımı ve şirket kültürü ile de desteklenmesi gerekiyor. Stratejinizi ve teknolojinizi belirledikten sonra dönüşüm ile ilgili mutlaka şirket içinde çalışma yapmanız gerekir.

Eğer şirket kültürü bu dijital dönüşümü destekler hale gelmezse kimsenin kullanmadığı uygulamalarınız olur ve dönüşüm sahiplenilmez. Eğer doğru teknolojiyi seçemezseniz istediğiniz etkiyi yaratmakta sorun yaşarsınız. Stratejiniz yeterli değilse dönüşümün yönü konusunda sorun yaşanacaktır. Başarılı dönüşüm için bu 3 elementin bir araya gelmesi önemlidir.

Dönüşümün etkisini ölçmek ve gelen feedbaclere göre düzenlemeleri yapmak işin bir başka boyutu. Operasyonel KPI’ların belirlenip dönüşümün fayda/maliyet etkisinin ölçülmesi gerekir. Böylece başarının tanımı yapılmış olur ve ulaşılmak istenen hedefe daha doğru yönelinir. Operasyonel ölçme ve değerlendirme için 6Sigma metodolojilerinden faydalanabilirsiniz.

Sadece operasyonel ölçümler yeterli olmaz günümüzde en önemli ölçüt müşteri memnuniyetidir. Bu dönüşüm ile müşteri memnuniyetindeki değişim ve hedeflere uygunluk kontrol edilmeli ve gerekli ise düzenlemeler yapılmalıdır. Müşteri memnuniyetinde klasik anketler kullanılabileceği gibi NPS gibi metodolojiler de çok işe yarayabilir.

Sonraki yazılarda sektör aktörleri bazında dijital dönüşüm ile ilgili önerilerimi sıralayacağım.

Share

Sigorta Sektöründe Dijital Dönüşüm Notları : 2 – Neden Dijital Dönüşüm?

Mayıs 29th, 2019

Son yıllarda teknolojinin gelişimi ile dünya önemli bir dönüşüme uğramaya başladı. Bu teknolojilerin günlük hayatımızda etkin kullanımı bir çok iş modelini temellerinden değiştiriyor.

Bu dönüşüme bir çok örnek saymak mümkün. Mobil bankacılık uygulamaları, şube iş modelini değiştirdi. Netflix , TV izleme alışkanlıklarımızı değiştiriyor. UBER ile taşımacılık sektörü kendisine yeni bir gelişim alanı buldu. Bu ve benzeri birçok örneği siz de sayabilirsiniz.

Sigortacılıkta ise bu dönüşümün sinyalleri gelmeye başladı. Bir çok oyuncu kendisini bu yeni dünyada konumlandırmaya ve teknolojileri süreçlerine adapte etmeye çalışıyor.

Peki Neden? Bu değişimin itici güçleri neler ?

En önemli sebep Müşterilerimiz Değişiyor.

Artık müşterilerimiz eskisi gibi değil . Hepimiz elimizdeki akıllı telefonlar ile ürün ve hizmetlere ulaşıyoruz. Beğendiklerimizi ya da sevmediklerimizi sosyal medyada paylaşıyoruz. Müşteriler telefonla konuşmak yerine whatsapp üzerinden chatlesiyorlar.

Bu değişen yapıda , ihtiyaç oluşturma, ürün araştırma , seçim , satınalma ve değerlendirme süreçlerini dijitalde tamamlayabilen markalar müşteriler tarafından tercih ediliyor.

Müşterilerin profilleri de değişiyor. Ülkemizin genç nufusu müşterimiz olmaya başladıkça bu etkiyi daha çok hissedeceğiz. Bugün müşterilerimiz “Gen X” (40 – 55 yaş) ve “Gen Y” (20 – 39 yaş) olarak tanımlanan kesimden. Yarın “Gen Z” dediğimiz (0 – 19 yaş) , dijital doğanlar olarak tanımlanan, nesil müşterimiz olduğunda beklentileri çok farklı olacak. Aşağıda 2018 yılı yaş ve cinsiyet kırılımında nufus yapımızı görebilirsiniz.

Bütün bu sayısal faktörler yanında ticari faktörlerde var. Bunlardan en önemlisi ise “müşterinizin olduğu yerde olmak” . Eskiden müşterilerimiz bize kolay ulaşsın diye merkezi lokasyonlarda ofis açmaya çalışırdık. Temel amaç yine aynıydı, müşterilerim neredeyse ben de orada bulunmalıyım. Bugün müşterilerimiz web , mobil ve sosyal medyada. Dolayısıyla biz de işimizi bu alanlara taşımalıyız.

Web , mobil ve sosyal medyada bulunmak yetmeyecek, müşterilere bu farklı kanallar arasında geçişkenlik yapabileceği iyi bir müşteri deneyimi de sunmalıyız. Bu yaklaşıma da omnichannel pazarlama yaklaşımı diyoruz. Müşterinin sosyal medyada başladığı teklifi , web sitesinde devam ettirebilmesi , çağrı merkezinden satın alabilmesi lazım .

Bütün bu faktörler ciddi bir değişimi işaret ediyor. Biz de bu değişime ya ayak uyduracağız ya da iş modelleri değişirken müşterilerimizi kaybedeceğiz.

Bir sonraki yazıda Dijital Dönüşüm Nasıl olmalı konusuna değineceğiz.

Share

Sigorta Sektöründe Dijital Dönüşüm Notları : 1 – Giriş

Mayıs 29th, 2019

Yazıya başlamadan önce Sigorta Haftası’nı kutlamak istiyorum. Ekonomik zorlukların tüketici kararlarını etkilediği bu günlerde sigortanın öneminin anlatılması ile ilgili bir fırsatımız var. Umarım iyi değerlendiririz.

Dijital dönüşüm, günümüz iş dünyasının en önemli gündemlerinden birisi.

Google a “digital transformation” yazdığınızda gelen 434.000.000 sonuç (*) bunun önemli bir kanıtı.

Dijital dönüşüm dediğimizde herkes bir tanım bulabiliyor ama benim favori tanımım Salesforce tarafından yapılan  : ” Dijital dönüşüm; değişen pazar ve iş ihtiyaçlarını karşılamak için , dijital teknolojileri kullanarak yeni iş süreçleri oluşturmak, mevcut olanları değiştirmek , kültür ve müşteri deneyimleri oluşturma işidir. ” (Orjinali için tıklayınız )

Sigortacılığın dijital dağıtımı ile ilgili bir toplantıyı 16 Mayıs 2019 tarihinde yapmıştık.

InsurtechHub ‘ ın organize ettiği , benim moderatör olarak rol aldığım bu toplantıda çok değerli sektör yöneticileri ile sigorta sektörünün dijital yolculuğunu konuştuk. Üyelere özel gerçekleşen bu toplantıdaki konuşulanları özetlemek ve yaymanın faydalı olacağını düşünüyorum. Amacım,  dijital dönüşüm konusunda farkındalık yaratmak ve kişilere ve kurumlara bu konu hakkında düşünme fırsatı sağlamak olacak.

Konu biraz geniş olduğu için tek bir makalede özetlemem zor olacak. Bu yüzden aşağıdaki konu başlıklarında yazıları takip edebilirsiniz:

  • Neden Dijital Dönüşüm ?
  • Dijital Dönüşüm Nasıl Olmalı?
  • Uygulama önerileri ve Case Study’ler

Yazılar ile ilgili  yorum ve eklemeleriniz olursa hem sosyal medya hem de site üzerinden ulaştırabilirsiniz.

Keyifli okumalar…

 

(*) Yazının yayın tarihi itibarı ile …

Share

Teknolojinin gelişimine uyum sağlayabiliyor muyuz?

Ekim 9th, 2018

Bugünlerde, işimiz gereği , bir çok yönetici ile teknoloji konuşuyoruz. Gerek banka ve sigorta şirketlerinde, gerekse broker ve acentelerde konular hep aynı gelişiyor. Temelde popüler kavramlar var; blockchain , yapay zeka (AI) , makine öğrenmesi (ML) , nesnelerin interneti (IoT) , büyük veri (Big Data) , vb.. derken sohbet dönüp duruyor. Hemen herkes birşeylerin hızla değiştiğinin farkında ama bu değişimin iş dünyasına nasıl etki edeceği henüz net anlaşılamıyor.

Günün sonunda kendimizi “Peki hocam bu bilgiler gerçek hayatta nerde karşımıza çıkacak?” durumunda bulabiliyoruz. 

Bence iş dünyası ve teknoloji dünyası birbirine lastik bağlar ile bağlanmış küreler gibi hareket ediyor.
Birisi nereye giderse diğerini de peşinden çekiyor.
Bugünlerde teknoloji dünyası , iş dünyasından daha hızlı hareket ettiği için aradaki mesafe uzamaya başladı ve lastik gerginleşiyor. Bir noktada bu gerginlik dayanılmaz olacak ve iş dünyası yeniden teknolojik gelişmeleri yakalayacak. Bu olduğunda da değişime uyum sağlamak için çok az zamanımız olacak

Sektör olarak bizim yapmamız gereken de kavramları gereksiz yere uzun uzun tartışmak yerine günlük hayatımızı etkileyecek kullanımlar yapmak olmalı.
Küçük basit uygulamalar ile gelişen teknolojiyi kullanmaya başlayıp iş modellerimizi revize etmeliyiz. 
Bu deneyimler ile gerçekten inovatif ürünler tasarlayıp müşterinin henüz kendisinin de tam olarak bilmediği ihtiyaçlarına cevap verebiliriz.

Sözün özü, lafla peynir gemisi yürümez…
Küçük adımlar atmak için cesaretli olun.
Bu adımları atarken elde edeceğiniz deneyim sizi daha iyi bir geleceğe taşıyacaktır.

Share

Arama motorlarına sorduğumuz sorular “Yapay Zeka” sonrası nasıl değişti?

Eylül 25th, 2018

“Yapay Zeka” ve “Makine Öğrenmesi” konuları günümüzde teknolojinin en popüler konuları arasında. Bir çok teknoloji firması bu konulara yatırım yaparak yeni gelişim alanları keşfediyor.

Bu firmaların başında ise internet devi Google var. Hem arama sonuçlarını hem de diğer google araçlarındaki (gmail, photos, hangouts, drive,keep, vb..)  verilerinizi kullanarak sizin için en doğru sonuçları bulmaya çalışıyor.

Bugünkü yazımda bu algoritmaların nasıl oluştuğunu nelere dikkat ettiğini anlatmaya çalışmayacağım. Bizim yaşamımızdaki etkilerini analiz etmeye çalışacağım.

Google bugün yayınladığı bir makalede son iki yılda arama sonuçlarının nasıl değiştiğini yayınlamış. Makalenin linkine buradan ulaşabilirsiniz:

  • Müşteriler karşılaştırmaya daha da yatkın hale gelmişler. “Buna benzer ” tarzı aramalar, mobilde, son 2 yılda %60 yükselmiş. (örnek:honda civic’e benzeyen arabalar)
  • Mobilden yapılan “şu fiyatın altı” aramalar son iki yılda %175 artmış. (örnek: yakınımdaki 100$ altı oteller, 100.000 TL den ucuz arabalar vb..)
  • Yine mobilde alternatif marka ya da dükkan aramaları %60 yükselmiş. (örnek: adidas benzeri mağazalar, viktoria’secret benzeri ama daha ucuz mağazalar vb..)   

İlk arama motorlarında sadece aradığımız terimi yazar ve ilgili birkaç sonuç bulabilirsek sevinirdik. Bugün ise arama motorları yaşam tarzımıza uygun soruları cevaplayan bir seviyede. Çok yakında “benim için 1000 TL altı kasko bulurmusun? ” dediğimizde istediğimiz sigortayı bile bulabilecek.

Bir sonraki aşamada bizimle konuşan , hayatımız ve tercihlerimiz hakkında tavsiyeler veren bir yapıya dönüşmesi çok olası. Tam o noktada da etik bir çizgi devreye giriyor. Benim için en doğru tercihi bir yapay zekanın yapması “özgür irade“yi ne kadar kısıtlar veya yönlendirir. 

Hepinize iyi haftalar

Share

Sigortacılıkta , müşteriyi işimizin odağına (sistemler yardımı ile) nasıl koyabiliriz?

Eylül 20th, 2018

Geçtiğimiz yıllar içinde çoğu büyük boyutlu (50 – 300 kişi) bir çok satış örgütü yönetme şansım oldu. Çoğu tatlı bazıları acı bir çok deneyim edindim.

Satış örgütünü ve portföyünüzü belirli bir boyutun üzerine taşıyabildiğinizde müşteri ilişkisini yönetmek için bir sisteminizin olması elzem hale geliyor. Çoğalan müşteriler, onların istekleri, ürünleri , teklifleri dönüş bekleyen operasyonlar vb.. derken eğer sisteminiz yoksa kendinizi büyük bir karmaşanın  içinde buluyorsunuz.

Ben geçmiş deneyimlerimde bu operasyonları CRM sistemleri yardımı ile yönetmiştim. O yıllarda bu yazılımlar Oracle , Microsoft gibi yazılım devleri tarafından sunulan, sadece büyük bütçeli firmaların ulaşabileceği sistemlerdi.

Daha önce karşılaşmamış olanlar için kısaca tanımlamak gerekirse ;CRM “Customer Relationship Management”  kavramının (müşteri ilişki yönetimi) kısaltmasıdır. Sizin müşteriniz ile olan ilişkinizi etkin bir şekilde yürütmenize aşağıdaki şekillerde yardımcı olur:

  • Müşterinizin tüm bilgilerini bir ekranda görmenizi sağlar. Örneğin siz müşterinizin hesabını açtığınızda müşteri bilgileri yanında onun yaşayan ve geçmiş poliçelerini, verilmiş tekliflerini , bekleyen işlerini ve geçmişte yaptığını iletişim loglarını görürsünüz.
  • Müşterinin potansiyel satış fırsatlarını görürsünüz
  • Müşterinin segmentini sistem önceden tanımlanmış kurallara göre belirler. Müşterinize sunduğunuz hizmeti bu segmentasyona göre farklılaştırabilirsiniz.
  • CRM Sisteminizi diğer iletişim sistemleri ile entegre edebilirsiniz. Böylece müşteri sizi aradığında ekranınıza sizi arayan müşterinin kartı otomatik açılır, müşterinize attığınız email otomatik olarak loglanır , müşteriniz ile yaptığınız görüşmenin ses kaydı müşteri kaydı altına eklenir vb..

Böyle bir sistem kullandığınızda her müşterinizin en iyi hizmeti aldığınıza emin olursunuz ve esnek raporlamalar ile portföyünüzü yönetebilir , müşteri ihtiyaçlarına odaklanabilirsiniz.

Tabii ki her sistem onu kullanan kadar iyidir ama ben geçmişte bu yazılımların çok faydasını görmüştüm. Şu anki işim sebebi ile bir çok sigorta şirketi ve satış örgütü olan acente / broker ziyaret ediyorum. Çok uluslu birkaç firma hariç bu tip bir yazılım kullanan yok. Bu ilginç bir durum çünkü yurtdışında en küçük acente bile bir müşteri takip sistemi kullanıyor.

Doğal olarak da bizdeki tüm operasyonlar merkezine müşteriyi değil poliçeyi koymuş durumda. Neredeyse tüm sektör poliçe tahsilatı, poliçe yenilemesi hakkında çözümler ile uğraşıyor. Belki de bu yüzden kasko, trafik ve dask dışındaki ürünlerin penetrasyonu çok düşük

Gerçekten müşteriye odaklanan , müşterinin ihtiyaçlarını anlamaya yönelik sistemler bizi çok daha ileriye taşır. Bu sistemler ile müşterinin riskini daha iyi analiz edebilir, ona uygun ürünleri sunabilir ve müşteride derinleşme sağlayabiliriz. Bunun faydaları müşteri bağlılığı, memnuniyeti ve karlılık olacaktır. Geçmişte bu yazılımlar gerçekten pahalı çözümlerdi ama bugün bulut teknolojisi sayesinde dünya markaları bile ucuz denilebilecek fiyatlarla pazarlanıyor.

Sürekli yeni müşteri edinmek için rekabet etmek yerine yani “teldeki kuşu avlamak yerine, eldeki kuştan nasıl faydalanırız” konusuna odaklanmak lazım.

Share

Sigortacılıkta Ürün ve Hizmet Tasarımında Yeni Metodlar: “Jobs to be Done”

Eylül 16th, 2018

Sigorta ürünlerini tasarlayıp müşteriye sunarken bir çok yenilik yapmaya ve müşterinin ilgisini çekmeye çalışıyoruz.

Sigorta şirketleri milyonlarca lira pazarlama bütçeleri kullanıp müşteriyi ikna etmeye çalışıyor, satış örgütleri binlerce kişilik kadroları ile müşterinin ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyor.

Sektör yöneticileri olarak kendimize dönüp başarlı mıyız diye sorguladığımızda genelde karşıma 2 profil çıkıyor:

  1. Kendini mevcut hedefleri ve KPI ları ile değerlendiren yöneticiler. Genelde bu tip yöneticiler verilen hedeflere uymak konusunda başarılı ama kendi başarıları şirketleri için bir devrim ya da devinim yaratmıyor
  2. Kendisini sektör durumu ve dünya karşılaştırmaları ile sorumlu tutan yöneticiler. Bu tip yöneticiler kendi hedeflerinde başarılı olmalarına rağmen durumlarından memnun değil ve devrimsel bir başarı peşindeler

Bundan sonra bahsedecekleri daha çok 2. profili ilgilendiriyor. Eğer sektör olarak çok başarılı olmak istiyorsak düşünce tarzımı değiştirip müşteri ne istiyor sorusunu daha çok sormamız ve inovasyona odaklanmamız gerekiyor.   Bunun çok da kolay olmadığının farkındayım.

Yakın zamanda karşıma çıkan bir ürün ve hizmet geliştirme metodolojisinden bahsetmek istiyorum. “Jobs To Be Done ” İlk olarak 2016 Eylülde yayınlanan bir makale ile ses getirdi. 

Orjinal makaleyi bu linkte bulabilirsiniz.  Bence sektörümüzde inovasyon geliştirmek için güzel bir yöntem.

Metod özetle “müşterinin gerçek ihtiyacı nedir?” sorusunu gündeme taşıyor. Örneğin gazete satın alan bir müşteri , bulmaca çözmek için mi; spor haberlerini okumak için mi; yoksa mangal tutuşturmak için mi gazete alıyor. Eğer bu cevabı bulursak ürünü daha iyi tasarlayabiliriz.

Yine başka bir güzel örnek matkap ile ilgili . İnsanlar matkap alırken ihtiyaçları nedir? Sadece duvarda bir delik mi? Başka duygusal tatminler mi? Ya da bir matkap markasının rakibi diğer bir matkap markası mıdır? Yoksa patafix gibi yapıştırıcılar mı?

Konu ile ilgili arama yaptığınızda bir çok Türkçe makale de bulabilirsiniz. Aşağıda bir kaç güzel makaleyi ekliyorum. Zihin açıcı olması dileğiyle…

Türkçe makale1

Türkçe makale2

Share

Sigorta Sektöründe İş Modeli Sorunları

Eylül 15th, 2018

2018 Yılbaşı itibarı ile çalışmalarımı sigorta sektöründe teknolojik çözümler üzerine yoğunlaştırdım.

Geçtiğimiz 9 ayda bir çok irili ufaklı müşteri ziyareti, teklif ve sonucunda projeler yaptık. Bu müşteriler arasında orta ölçekli bankalardan, büyük brokerlara, çok şubeli acentelerden, otomotiv bayilerine kadar çok farklı segmentte müşteriler var. Gözlemlerim şöyle:

  • Sigortacılık iyi bir gelir getirebiliyor. Sorun gelirde değil.
  • İstisnasız tüm aracılar operasyonel maliyet yükü altında.
  • Bu yük sebebi ile de kar oranı düşük.
  • Müşteri teması ve müşteri yönetimi sistemsel yönetilmiyor.
  • Bu sebeple müşteride derinleşme yok.
  • Durmadan yeni müşteri edinerek, rekabet ederek büyüme modeli de karsızlık sarmalını büyütüyor.

İşletme sahipleri bu sorunlarda hep yüzeysel çözümler ile çıkış yolları aramış. Kimisi maliyetlerini düşük tutmaya çalışıyor, kimisi satış tarafındaki agresifliği arttırmaya çalışıyor. Ama kalıcı büyüme modeli olan müşteri ilişkisi yönetimine odaklanan henüz görmedim.

Hazır ekonomide sıkıntılı günler geçirirken bunu fırsata çevirip yaptığımız işleri ve iş modellerimizi sorgulamalıyız. Sorunların kök sebebine odaklanabilirsek hayatta kalmamız mümkün .

Müşteri gerçekte ne bekliyor ile ilgili bir makale hazırlıyorum. Farklı bakış açılarına hazır olmamız gerek.

 

 

Share

İnternet ve Çağrı Merkezinden Sigorta Satışında Yeni Düzenlemeler

Ağustos 21st, 2014

Hazine Müsteşarlığı Sigortacılık Genel Müdürlüğü uzun süredir sigorta sektörünün çağımız şartlarına uyum sağlaması ile ilgili çalışmalar yapıyor.

İnternet ve iletişim teknolojilerinin gelişmesi ve hayatımızda önemli yer tutması sebebi ile bu alanın sigortacılık açısından da düzenlenmesi kaçınılmaz olmuştu.

Bu çalışmalara istinaden , Hazine Mesafeli Akdedilen Sigorta Sözleşmelerine İlişkin yeni yönetmeliği 25.04.2014 tarihinde yayınlanmıştı.

Bu yönetmeliğe ek olarak bir genelge de 24.07.2014 tarihinde yayınlandı. (Her iki metne de www.tsb.org.tr adresinden ulaşabilirsiniz.)

Bu yönetmelik ve genelge ile; sigorta şirketleri ve aracıların internet ve çağrı merkezinden yaptığı satışlara ilişkin kurallar yeniden düzenlendi.

Yapılan düzenlemelerde öne çıkan konular genel olarak :

– Yapılan sigorta poliçelerinde teminatın hangi şirket tarafından sağlandığının açıkça belirtilmesi gerekecek. Biz pazarlamacıların “white label” dediği sigorta şirketinin markasının görünmediği başka markaların öne çıkartıldığı poliçeler olamayacak.

– Sigorta sözleşmelerinin hem acenteler hem de şirketler tarafından her türlü iletişim araçları kullanılarak düzenlenmesinin önü açıldı.

– Bu iletişim araçlarını kullanarak poliçe düzenleyebilmek için şirket ya da aracıların bu iletişim araçları ile ilgili gerekli teknik altyapıya sahip olması ve bu altyapı ile ilgili Hazine Müsteşarlığına bilgi vermesi zorunluluğu geldi.

– Hazine müşteri bilgilendirilmesine önem veriyor ve bu yönetmelikte de Bilgilendirme Yönetmeliğine atıfta bulunulmuş. Yönetmelikte Müşterinin elektronik ortamda bilgilendirilmesinin yolları belirtildi.

– Sigorta ürünlerinin paketlenerek ve teşhir edilerek satışının önü açıldı. Artık AVM lerde paketlenmiş sigorta ürünleri görebiliriz.

– Poliçelerin tamamen elektronik ortamda oluşturulduğu ve gönderildiği durumlarda  şirketlere e-imza şartı getirildi.

– Online sigorta işi yapmak isteyen şirket ve aracılar için altyapı standartları belirlendi. Web sayfalarında şifreleme olması, müşteriden gereksiz bilgi alınmaması, işlemlerin kaydedilmesi gibi hususlar belirtildi.

– Çağrı merkezinden yapılacak satışlarda teknik personel kullanılması, görüşmelerin kayıt altına alınması ve bunun bilgisinin verilmesi, bilgilendirme formlarının elektronik yolla ulaşılabilir olması gibi hususlar düzenlendi.

Yönetmelik ve genelge yayınlandığı tarihten itibaren yürürlüğe girdiği için bu alanlarda faaliyet gösteren şirket ve aracıların iş süreçlerini hemen elden geçirmesi gerekiyor.

Share

Kasko Primi Nasıl Hesaplanıyor? – Bölüm 1

Haziran 18th, 2012

Sigorta sektöründe çalışmaya başladıktan sonra yakın çevremden en çok duyduğum sorulardan birisi “Kasko primi nasıl hesaplanıyor?” oldu.

Aslında haklı bir soru, çünkü birçok kişinin sahip olduğu tek sigorta türü araç sigortası ve onu da satın alırken %70 – %80 prim farklarını görünce bunun arkasında yatan algoritmaları merak ediyorlar.

Bu aslında bir çok sigorta tekniği ve teknoloji konusunu içeriyor ama bölümlere ayırıp basitçe anlatmaya çalışacağım.

Öncelikle araçların satış bedelinin tespit edilmesi gerekiyor.

Sigorta aracın satış bedelinin üzerinden yapılmalı ki doğru prim hesaplanabilsin.

Yeni araçlar için bu çok problem değil. Aracın fatura bedeli ya da web sitesinde duyurulan satış fiyatı üzerinden poliçe yapılabiliyor. Ancak 2. el araçların bedelini tayin etmek ciddi bir sorun. Çünkü 2. el bedeli dediğiniz zaman bir çok subjektif faktöre göre bedel değişebiliyor.

Bu konuda da sektörün imdadına Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği (TSRSB) ‘nin yayınladığı Kasko Değer Listesi yetişiyor.

TSRBS düzenli olarak araştırma yaptırtarak trafikte dolaşan 2. el araçların bedellerini tespit ediyor ve bu bilgileri kamuya web sitesinden yayınlıyor. Bu listede 2012 – 1998 model yılları arasındaki tüm araçların bedelleri yer alıyor . Bütün sigorta şirketleri ve noterler bu listeyi baz alıyorlar.

Siz de aracınızın şu anki bedelini öğrenmek isterseniz kullanabileceğiniz kaynaklar:

http://www.sigortadukkanim.com/merak-ettiklerin/arac-kasko-deger-listesi

http://www.tsrsb.org.tr/sayfa/kasko-deger-listesi

https://www.facebook.com/SigortaDukkanim/app_341969869157395

 

 

Share